ŞÜKRÜ ERGÜN


Şükrü Ergün’ü önce Cerrahoğulları’ndaki görev yıllarında tanımıştım. Sonra arkadaşı Onur Koca’yı da tanımak imkanım oldu. Demektir ki, onları tanıdığım senelerden bu yana aradan 30 yıl daha geçti. Jotun, dünyada ikonik yapıların, dev projelerin boya markası olarak biliniyor. Norveçli şirketin başarı öyküsü de denizcilikte kullanılan boyalarla başlayıp, farklı kategorilerde yapılan üretimlerle güçleniyor. Markayı 1991 yılında Türkiye’ye getiren Şükür Ergün ve Onur Koca. 

Türkiye’de tüm öyküsünü Şükrü Ergün ve başlangıç yıllarındaki okul arkadaşı Onur Koca ile çabalarından itibaren çok iyi biliyorum. Sonraki yıllarda Onur Koca başka alanlarda başarılarına devam edecekti. Jotun ile yoluna devam eden Şükrü Ergün öylesine başarı sağladı ki; Jotun ailesi içinde Türkiye’yi 4’üncü üretim üssü yaptı ve TİM-Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından “Egzotik ülkelere ihracat” ödülüne layık gördü.

Şükrü Ergün yaşam öyküsünü yıllar önce Referans Gazetesi’nde yayınladığım röportajında şöyle anlatmıştı; “Emniyet görevlisi bir anne babanın oğluyum. Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra kazandığım bursla bir yıl Amerika’da, daha sonra da Fransa’da okudum. Yurtdışında bana burs veren şirkette iki yıl çalıştım. 1981 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Gemi İşletmeciliği ihtisasını Norveç Denizcilik Akademisi’nde tamamladım. 

Boğaziçi Üniversitesi’nden okul arkadaşım Özlem Kılınçoğlu Ergün eşimdir. 26 yaşında baba oldum, oğlumun doğduğu gün de 2 yıl çalıştığım yerden istifa ettim. Yine Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşım Onur Koca ve bir arkadaşımla birlikte şirket kurduk. Bu şirketin ikinci yılında üçüncü ortağımız elindekileri satıp yurtdışına kaçtı. Biz Onur’la birlikte yola devam ettik. Gemi işleriyle uğraşıyorduk. 1986 yılında halen günümüzde Asya Port’un kurucu başkanı olan Ahmet Soyuer’in dostluğu bize soluk alma imkanı verdi. Balmumcu’da armatörlere boya satan küçücük bir ofisimiz vardı. Tesadüfen Jotun İhracat Müdürü ile tanıştık. 1989 yılına geldiğimizde yüzde 20 pazar payımız oldu. Jotun, ‘burada ortak şirket kuralım, yüzde 20’si sizin olsun üretim yapalım’ dedi. 1991 yılında Körfez krizi döneminde fabrika kuruldu, 1992’de üretime başladık. Sonra 2 fabrika oldu. Büyük depo ve satış ofisleri diyerek büyüdük. Türkiye’de gördüğünüz tüm köprüler bizim boyalarla boyanıyor, deniz boyaları ve inşaat boyaları yapıyoruz. 27 yılda Türkiye’nin en büyük 4.boya firması olduk. Gemicilik alanında arkadaşlarımla kurduğumuz şirketin ardından Jotun’un Türkiye operasyonunu gerçekleştirdim. Halen Doğu Avrupa ve Orta Asya Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktayım.

36 ülkeye ihracat yapıyoruz. Kimsenin adını bilmediği, haritadan bu ülkeler de neredeymiş diye baktığımız Palau, Faroe Adaları, Curaçao gibi ülkelere de ihracat yapıyoruz. Markamız yıllar boyunca; Eyfel Kulesi, Burj Khalifa, Haydar Aliyev Center, Abu Dhabi, Louvre Müzesi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli ve daha birçok benzersiz önemdeki projelerde tercih olundu.

Rusya’da da çok büyük bir yatırım yaptık. Norveç’te yönetim kurulu bu yatırımı yaparken endişeliydi. Çünkü Rusya da ekonomik krizden geçiyor. Biz oraya Türk genel müdür gönderdik. Çünkü hepimiz zor koşullarda şirket nasıl yönetilir biliyoruz.

Hayattaki başarının önemli faktörlerinden biri öngörülü davranmak. Enflasyonist ortamda nasıl satış yapacaksınız, kur artışlarında ne yapacaksınız gibi konuları biz defalarca yaşadık. Üretimin % 40’ını ihraç ediyoruz. Son iki yıl inşaat sektöründe daralma olmasına rağmen % 40 büyüdük. Çin, Malezya ve Ortadoğu merkezlerinden sonra Türkiye 4’üncü büyük üretim tesisine sahip durumda. Geçen yıl inşaat boyalarında yüzde 45 büyüme yakaladık.

Markamız seçkin evlerin, konakların, yalıların duvarlarını renklendirmek üzere yoluna devam ediyor. Büyük otellerin duvarlarında boyalarımızın payı hızla artmakta. 

Markanın gemi boyalarının öyküsü Avrupa sanayi tarihinde önemli yer almakta. Tarihi 1910 yılında Odd Gleditsch isimli gence kadar gider; Henüz 15 yaşında olduğu halde Odd Gleditsch, Sandefjord’dan Sobroan isimli bir balina avlama gemisiyle Kuzey Denizi’ne açılır. Geminin yönetimi ve balina avcılığı konusundaki tüm deneyim, bu gemiye komuta eden babası Einar Gledtsch’e aittir. 8 Mayıs 1920 günü Oslo Kondesgate 6’da boya mağazası açar. Aynı mağazada annesi ve babası ev eşyaları satmaktadır. Ne var ki parası azdır, kredi imkanları zordur. Tüm geliri balina av gemileri için sattığı boyalardan ve gemi malzemelerinden ileri gelmektedir. Pazarlama için gemicilik firmalarını gezmelidir. 

Yaşama renkli gözlüklerle bakmasını bildiğinden Oslo’da devrin ünlü kabare sanatçıları olan Ernst Rolf, Victor Bernau gibi Chat noir Kabare Tiyatrosu’nun yıldızlarıyla dostluklar kurar. Tiyatro, ona sosyal olmanın, dostluk çemberini genişletmenin, tanınmanın, tanımanın nedenli önemli olduğunu öğretir. Bunun Jotun boyalarının pazarlaması açısından büyük bir yaşamsal ders olduğunu söylemiştir.

Sandefjort 1918’de biri Aktiekredit ve diğeri Sandefjords Handelsbank banka şubelerinin olduğu küçük bir kasabaydı. Bu bankaların sanayi firmalarına verdikleri krediler geri ödenmediğinden kredi uygulamasını durdurmuşlardı. Ekonomik buhran dalga dalga yayılıyor, binalar, fabrikalar, sanayi ürünleri süratle değer kaybettiği gibi, depolarda stoklar dağlar gibi yığılıyordu. 1921’de Sandefjord’da iş olmadığından limana bağlamış gemiler adeta korku vermekteydiler. Balina avcılığı sektörü ise gelen talep nedeniyle iyi gitmekteydi ve balina av gemilerinin yenilenmeye ihtiyaçları vardı. Frammaes Tersanesi ise, özellikle balina avı gemilerinin onarımıyla tanınmaktaydı. Odd bu gemilere malzeme, yağlama yağı ve boya ikmal ederek iyi gelir sağlamaktaydı. O yıl bir tüccarın kızı olan Fanny Vibetoe ile evlendi ve bu evlilikten doğan erkek çocuklarına Odd Gleditsch Jr. adını verdiler. Nitekim 1979’dan itibaren artık bütünüyle emekli olduğundan kendi adını taşıyan oğlu markanın bayrağını üstlenecektir.