İş-yaşam dengesini en iyi kuranlardan


Türkiye’nin En Genç 40 CEO’su arasında yer alan Alp Öğücü, iş-yaşam dengesini iyi kuran genç yöneticilerden biri. Öğücü, aynı zamanda bir spor tutkunu…
Sakin bir Bodrum sabahında karşılaştığımız Lila Group CEO’su Alp Öğücü ile, odağında başarı olan keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Bodrum’u ne zaman keşfettiniz?
İlk kez 7 yaşında geldim. Çok sakindi özellikle keşfedilmeyi bekleyen küçük koyları vardı. Yarımadanın diğer tarafında Türkbükü’nde sadece bir ev ve çok eski bir otel vardı. Gümüşlük’te en fazla 2-3 balıkçı vardı. Oralarda vakit geçirirdik, çok sakindi o zamanlar. Keşfetmek için dolaşmak büyük keyifti... Şimdi de keşfetmek mümkün ama bu sefer kalabalığın içinde keşif yapmaya uğraşıyorsunuz. Açıkçası o zamanlar tercih sebebiydi, şimdi alışkanlık daha baskın gelir oldu.
Bugün ise tatillerimizi eşimin dedesinin kurduğu sitede geçirmekten büyük keyif alıyoruz. Kendisi eski Muğla Valisi Özer Türk. Bodrum, Kuşadası ve Datça’da tatil sitelerinin yapılmasına hatta havalimanının yapılmasına ön ayak olan kişi.
Genç liderleri teşvik etmek amacıyla yapılan araştırma sonucunda farklı sektör ve büyüklükte 40 şirketin yöneticisinin yer aldığı listede 9. sırada yer aldınız. Bu başarının ardındaki sır nedir?
Bir şirketin, bir takımın başarısından bahsediyorsak bu kolektif bir başarıdır. Koca bir takımın içerisinden bir kişinin seçilerek sadece o kişiye atfedilmesi değil de, tüm emek verenlerin, değer katanların adının da anılması gerektiğine inanıyorum.
Bir aile şirketiyiz ve bünyemizde görev alan herkesi ailenin bir parçası olarak görüyoruz. Gerçekten çok çalışıyoruz. 5 temel değerimiz var: Aile, gelişim, güven, sorumluluk ve kalite. Bunların hepsini bir araya getirdiğimizde sürekli doğru rotada kalacağımıza inanıyoruz buna bağlı olarak aksiyon alıyoruz.
Yüzde 100 yerli sermaye ile kurulmuş, ülkemizin en köklü aile şirketlerinden biri olan şirketimiz, 2007 yılında başladığı hijyenik temizlik kağıdı üretiminde kısa süre içinde güçlü rakipler arasında kendine ilk 3’te yer buldu. Değerli aile büyüklerimizin tecrübelerinden aldığımız güçle şirketimizi böylesine gurur verici bir noktada görmek bizim için paha biçilemez bir mutluluk.
Destek verdiğiniz sosyal sorumluluk projelerini dinlemek isteriz?
Markalarımız ve kullanıcılarımız arasında güçlü bir bağ kuralım düşüncesiyle, 2010 yılında kurum olarak destek verdiğimiz sosyal sorumluluk projelerini tek çatı altında toplama kararı aldık ve iki alanı kendimize özellikle seçtik. Birincisi eğitim, diğeri ise faaliyet alanımız gereği çevre… Bu süreçte Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile tanıştık. ‘Bazen en sağlam köprüler kağıttan yapılır!’ sloganı ile markamızın üzerinde vakfın amblemine yer verdik. Ürünlerin satışından elde edilen gelirin önemli bir kısmını çocuklarımızın nitelikli eğitim almasına katkı sağlamak amacıyla TEGV’e bağışlıyoruz.
Ayrıca TEGV’in ilk ve orta öğretim öğrencilerine yönelik yürüttüğü ‘Öğrenim Birimleri’ projesini Trakya’da uygulama kararı aldık. Bu Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın sokağa alternatif bir programı. Bu birimlerde matematik, fen, sanat, okuma-yazma, bilişim olmak üzere 5 ana dalda okul saatlerinin dışında çocuklara gönüllüler tarafından dersler veriliyor. Özellikle gelir seviyesi daha düşük mahallelerdeki çocuklara hitap eden program eğitimde fırsat eşitliği yaratmayı hedefliyor.
TEGV ile iş birliğimiz çerçevesinde 2010 yılından bugüne kadar 20.000’den fazla çocuğumuzun eğitime katkıda bulunduk. 2008 yılından bu yana ticari faaliyetlerimizdeki iş ortaklarımızdan ve Brezilya’nın önde gelen ormancılık şirketlerinden Fibria’nın yetkilileri Lila Group olarak imzacısı olduğumuz sosyal sorumluluk projelerini ilgiyle takip ettiklerini ve ülkelerinde benzer projeleri hayata geçirmeleri dolayısıyla projelerimize destek olmak istediklerini ifade ettiler. Tekirdağlı çocuklarımızın eğitimine katma değer sunmak adına Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Fibria Öğrenim Birimi, resmi olarak 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklarımıza kapılarını açtı. Fibria’nın Brezilya dışında yapacağı ilk sosyal sorumluluk projesi olması, TEGV’in de ilk defa yurtdışından bağış alması gibi ilkleri de bünyesinde barındıran bu kıymetli projenin ülkemizin geleceğine ışık tutacağına inanıyor; iyiliğe gönül vermiş iki değerli iş ortağımızın bir araya gelmesine vesile olmaktan gurur duyuyoruz. Projemizin ikinci etabı olarak yakın zamanda üretim faaliyetlerimizin de devam ettiği Çorlu’da bir öğrenim birimi açmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Çevre açısından bakarsak, ‘Sofia ormanları yok etmez!’ sloganı ile yalnızca endüstriyel ağaçlardan elde edilen selülozu kullanarak %100 doğal ürünler üretiyoruz. Ayrıca endüstriyel ağaçların yetiştirilmesi için bunların plantasyonu ve dikimine dair bir girişime sponsorluk yapıyoruz.
Hayatta tutku ile bağlı olduğunuz, vazgeçemedikleriniz nelerdir?
Bir spor tutkunuyum diyebilirim. Koşu, doğa yürüyüşü, futbol, basketbol, kayak ve tenis yaptığım sporların başında geliyor. Spor yaparken stresten uzaklaşıyorum ve çoğu zaman yeni fikirler, farklı bakış açıları keşfediyorum. Yoğun ve tempolu iş hayatında stresten uzaklaşmak, sakinleşmek için spor vazgeçilmezlerim arasında. Buz pateninden hokeye varıncaya dek aile olarak sporcu bir yönümüz var. Bir araya gelindiği zaman mutlaka bir aktiviteye girişilir. Genellikle tatillerimizi de bu doğrultuda planlamaya çalışıyoruz. Hatta iş seyahatinde mutlaka yürüyüş ayakkabılarımı yanıma alırım. Spor yaparken, bulunduğum ortamı gözlemleme fırsatı buluyorum.
İşte daha fazla iş, evde de olabildiğince daha az iş yaparım. Sosyal medyayı hiçe yakın kullanırım. Biraz vaktim varsa kitap ya da dergi okuyarak değerlendirmeye çalışırım.
Reklam dünyasının kısırlaştığı son dönemde Huysuz Virjin’le radikal bir reklam kampanyasına imza attınız. Bu süreci kısaca anlatabilir misiniz?
Markamız için hazırlanan senaryoya yönelik aklımıza ilk gelen isim Sayın Seyfi Dursunoğlu olmuştu. Ajans başkanımızla ziyaretine gittik ve hikayemizi anlattık, markamızın Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile olan iş birliğinden söz ettik. Kendisi de TEGV’in destekçilerinden biridir. “Bugüne kadar çok farklı reklamlarda, programlarda oynadım, hayatımda ilk defa bir tuvalet kağıdı reklamında oynayacağım. Bu çok acayip bir şey, ama kabul edeyim en iyisi” dedi. Her şeyi kendisi yazdı ve oynadı. Ajansın 2 gün olarak planladığı set programını 5 saat içerisinde tamamladı. Bir sanatçı olarak bilgisi, yaratıcılığı ve uygulama yeteneği oldukça yüksek bir isim. Bizim için çok keyifli bir çalışma olduğunu söylemeliyim.