Geleneğin İzinde Deve Güreşleri


Benim dedem yapıyordu körük ile güzel bir maşa
Onun da atalarıydı Osmanlı’da paşa
Devlet de garibanları bağlıyordu maaşa
Bodrumdan Kanka, Atça’dan Karagözoğlu
Güreşiyor kıran kırana başa

Cazgırların methiyeleri ile ses bulur; Daylağı, savranı, ağız bağcısı, baş urgancısı, dört bir yanı çevreleyen meftunları ile renk alır meydanlar…
Davul-zurna güreşçi develerin ritmine dem vurur. Havutu, havanı, tülüsü ile Anadolu’da geniş bir coğrafya sahne olur pehlivan develerin yenişmelerine… Asırlar öncesinden günümüze ulaşan köklü bir gelenektir. Evvelin emaneti, geleceğin mirasıdır; Deve Güreşleri.
Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinden yaklaşık 150 devenin katılımıyla Kızılağaç Deve Güreşi Arenası’nda gerçekleşen Geleneksel Bodrum Deve Güreşi Festivali’nde sürdük geleneğin izini.
Güreşler, “tülü” adı verilen özel seçilmiş erkek develer arasında gerçekleşir ve tıpkı diğer güreşlerde olduğu gibi güreşçi develer “pehlivan” olarak adlandırılır.
Güreşlerdeki en renkli kişiliktir “cazgır”. Maniler eşliğinde deve sahiplerini ve develeri methiyelerle anons eder. Cazgır dışında ağız bağcı, urgancı ve davul- zurnacılar da meydanda yerini alır.
Müsabakaların başlamasından önce toplu bir dua yapılır, daha sonra deve sahipleri ve savranlar develeriyle birlikte güreş sahasında bir tur atar. Buna “kıspet atma” adı verilir. Sonrasında oluşturulan çatım listesine göre güreş başlar.
Develerin birbiriyle eşleştirilmesine “deve çatımı” adı verilir. Güreş devesi, güreşeceği alana getirilince arka bacaklarını açarak kuyruğunu sallar, güreşe hazır olduğunun işaretini verir.
Güreş develeri, savran adı verilen bakıcılar tarafından yetiştirilir. Güreşten bir gün önce develer, havut denilen renkli semerleri ve geleneksel süslemeleriyle davul-zurna ve havan (deve çanı) sesleri eşliğinde sokaklarda dolaştırılır.
Müsabaka sırasında bir deve diğerini bağırtır, kaçırtır, havutunu yere değdirir ya da yere yıkarsa galip gelmiştir ve hakemin işaretiyle bu durum cazgır tarafından ilan edilir.
Deve güreşlerinin gerçekleştirildiği tarih, develerin kızıştığı Aralık ve Mart ayları arasındaki dönemdir. Devenin güreşme arzusu, isteği de bu dönemde ortaya çıkmaktadır. Erkek develerin katardaki diğer develere üstünlük sağlama isteği sürüdeki diğer develer arasında fiziksel bir mücadelenin oluşmasına yol açar. Güreş tümüyle içgüdüseldir. Birbirlerine zarar vermekten ziyade, kendisine rakip olabilecek olanlara bir takım oyun stratejileri ile üstünlüklerini kabul ettirmeye çalışırlar. Bundan dolayı develerin birbirileri ile olan mücadeleleri dövüş değil “güreş”tir.
Deve güreşlerinde, herhangi bir öğretme, şartlandırma gibi dış müdahale söz konusu değildir. Müsabaka sırasında develerin rakibine üstünlük sağlamak amacıyla kullandıkları çeşitli oyun ve teknikler bulunmaktadır. Kol atma, kol kaldırma, tam bağ, yarım bağ, çengel, düz çengel, makas, çırpma, çatal gibi isimler verilen bu teknik ve oyunları uygulamadaki hünerlerine göre pehlivan develer de çengelci, bağcı, makasçı gibi sıfatlarla anılmaktadır.
Güreş tekniği, rakip devenin başını göğsü altına almak ve oturmak şeklinde olan develere “bağcı” denir. Başıyla rakip devenin ön ayaklarına hamle yapan develere “tekçi” denir. Ayaklarıyla rakibinin ayağına çelme atan, kilitleyerek oturan deveye çengelci denir.
Güreşte develerin yenişene kadar güreşmesi, develer üzerinde bahis oynanması kesinlikle söz konusu değildir. Deve güreşlerinde, boğa güreşi veya horoz dövüşlerindeki gibi acı ve eğlence iç içe değildir. Develerin zarar görmemesi ya da herhangi bir yara almaması için birçok önlem alınır.
Birbirlerini ısırmamaları için güreşten önce develerin ağzı, ağız bağcı denilen deneyimli deveciler tarafından bağlanır. Bu bağ “ağız bağı kontrolcüsü” denilen başka bir görevli tarafından denetlenir. Güreş sırasında hakem “ayırın develeri” komutu verdiğinde develeri urgancı adı verilen görevliler ayırır.
Deve güreşlerinin belli bir dakikası vardır, o dakika içinde deve birbirine bir üstünlük sağlayamazsa develer hakem heyetince berabere ayrılır.
Deve güreşleri gerçek anlamda bir halk şenliğidir. Günümüzde başta Ege Bölgesi olmak üzere, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri’nin daha çok kıyı kuşağında bulunan 8 ilde düzenlenir. Deve güreşlerinin organize edildiği Muğla, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli ve Antalya illerinde binlerce deve, deve sahibi, savran ve güreş sever bulunmaktadır.
Deve güreşleri bize özgü folklorik olarak devam edegelen kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Hem spor, hem eğlence, hem gelenek, hem turizm faaliyeti, halk için de çeşitli yörelerimizden gelen insanları kaynaştıran, birleştiren bir harman yeridir. Müziğiyle, süslemeleriyle, seyircisiyle bütünleşen, kültürümüzün zengin örneklerindendir.
Deve güreşlerinin yabancılar tarafından otantik bir kültürel deneyim olarak görülmesi, bu geleneksel etkinliğe uluslararası turizm fonksiyonu da kazandırmak üzeredir. Deve güreşlerinin yapıldığı birçok yerleşmenin aynı zamanda Türkiye’nin turizm ile ünlenmiş merkezleri (Bodrum, Kuşadası, Selçuk, Antalya...) olması da bu süreci desteklemektedir.