Beçin Antik Kenti


BEÇİN ANTİK KENTİ

Anadolu beylikler döneminin en önemli merkezlerinden biri olan Beçin’i değerli kılan en önemli sebep kuşkusuz Türk-İslam dönemi yerleşimlerinden biri olarak orijinal haliyle günümüze ulaşmış olmasıdır.Menteşe Beyliği’nin Başkenti Beçin, çoğu beylikler devrinden kalma yapılarıyla, bu devrin özelliklerini ve niteliğini aydınlatacak önemli bir ören yeri. Türkler tarafından kurulan şehir sonradan iskân görmediği için orijinal şeklini korumakta. 

Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Beçin Ören Yeri, yanlızca tarihi yapılarıyla değil, fauna ve florasıyla da Unesco daimi listesine girmeye aday. Unesco Dünya Mirası Geçici Listesine 2012'de giren antik kentte düzenli olarak kazı çalışmaları yürütülerek birçok eser gün yüzüne çıkarılırken, ayakta kalan tarihi yapılar restore edilerek turizme kazandırılıyor.

Antik kentin tarihinin M.Ö. 2 binlere uzandığını, ancak asıl önemini Menteşe Beyliği döneminde kazandığını vurgulayan Beçin Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Kadir Pektaş, tarihe uzanan gezimizin rehberi olarak kente dair ulaşılan bir çok önemli bilgiyi aktardı. 

2000 yılında yürütülen kazı çalışmalarında, iki katlı konak olarak kullanıldığı belirlenen yapının tahıl ambarında 1,5 metre derinlikte bulunan define, ülkemizde şimdiye kadar elde edilen Osmanlı dönemine ait en büyük define olma özelliğini taşıyor. 61 bin adet sikkeden oluşan ve 16. yüzyıl sonu ile 17. yüzyıl ortalarına tarihlenen define, Milas Müzesi'nde korumaya altında.

Beçin, bir kale ve bu kalenin güneyinden başlayan, kalınlığı ortalama 1.20 cm olan surlarla çevrili asıl yerleşim yerinden oluşmakta. Milas’ın 5 km güneyinde, Ören karayolunun 5. km ilerisinde, Milas Ovası’na hâkim yaklaşık 210 metrelik bir tepenin üzerinde yer alan Beçin Kalesi, Ören yerinin en görkemli yapılarından biri olarak sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş. Tarihi kaynaklarda, kalenin Bizans döneminde yapıldığı, inşasında çevresindeki antik yapıların taşlarından yararlanıldığı belirtiliyor. 

Kayalık bir tepe üzerinde bulunan kaleye merdivenle çıkılıyor. Kesme taş ve moloz taştan yapılan kalenin kule ve burçları, sağlam durumda. Kaleye güneyde bulunan tek kapıdan girilmekte. Kaleye çıkan yol üzerinde aslan kabartması bulunan bir kule egemen. Yolun güney tarafında da büyük bir sarnıç bulunmakta. Kale içinde, 20. yüzyıldan kalma evlerin dışında, Menteşe Beyliği’nden kalma küçük bir hamam da bulunmakta.

Kaleye çıkan yol, asıl girişin hizasındaki çeşmeden yukarıya doğru kıvrılarak şehir merkezine doğru uzanmakta. Bu yolun sağ tarafında tarlaların içinde ağaçların arasında kalmış büyük hamamın kalıntıları göze çarpmakta. Sol tarafta ise bir zaviye kalıntısı ile iki türbe görünmekte. Şehrin merkezinde Ahmet Gazi’nin yaptırdığı medrese ile tam karşısındaki Orhan Cami bulunmakta. 

Yapı içinde Ahmed Gazi’ye ve kime ait olduğu bilinmeyen mezarlar da bulunuyor. Derslikler ana avlunun iki yanında yer alıyor. Ana eyvanın avluya bakan kenar köşeliklerinde mermer üzerinde flama tutan iki aslan bulunmakta. Sağdaki flamada bulunan “Ahmed Gazi” yazısı halen okunabilmektedir. 

Ahmed Gazi Medresesi’nin hemen karşısında Orhan Camii bulunuyor. Caminin en önemli özelliği klasik cami yapılarından farklı olarak minaresinin olmamasıdır. Evliya Çelebi, Beçin’i ziyareti sırasında yapıya dair düşüncelerini seyahatnamesinde kaleme almıştır. 

Ahmet Gazi Medresesi’nin kuzeybatısında Bey Konağı ile Bey Hamamı, Orhan Cami’nin güneyinde Kızılhan ve batısında Kubbeli Çeşme gibi şehir merkezinde birçok yapı bulunmakta. Anadolu’da iki katlı, tek sahınlı uygulaması ile tek örnek olan Kızıl Han bir şehir içi ticaret hanı olarak işlev görmüştür.

Beçin’de deyim yerindeyse koca bir şehir yatıyor. Her adımda başka bir esere denk geliyorsunuz. Bu kez bizi Yelli (Kepez) Camii karşılıyor. 2017 yılında yaşanan depremde tarihi cami zarar görmüş ve yapının özellikle kubbesinde meydana gelen çatlaklar büyük tehlike arz ediyor. 

Külliye şehir kalıntısından geriye kalan bir diğer eser. Surların dışında kalan yapının Osmanlı Dönemi’nde inşa edildiği düşünülüyor. Yapı günümüzde yıkılma tehlikesi geçirdiğinden demir kontrüksiyonlar ile desteklenmiş. 

Külliye ziyaretimizin ardından şehir planının dışında Milas manzarasına hakim 15. yüzyıla tarihlenen bir süs havuzuna denk geliyoruz. 

Şehrin bir ucundan diğerine sürdürdüğümüz tarih gezimizi başlangıç noktasına doğru, Beçin Kalesi yönünde sürdürüyoruz. Bu kez ‘’Büyük Hamam’’da alıyoruz soluğu. Yapı Beçin’de varlığı bilinen 5 hamamdan en büyüğü. Hamamın soyunmalık bölümünde kazılar esnasında 350 sikke bulunmuş. Hamamdaki sanatsal işçilik, Ahmed Gazi dönemine ait olduğunu belgeler niteliktedir. Yapının sıcak-soğuk su tertibatı hala korunuyor ve 17. yüzyıla kadar çalıştığı düşünülüyor. 

Beçin, birçok medeniyetin mozaik oluşturduğu önemli bir kent konumunda. Burası Karya ve Menteşe yerleşimlerinin genel özelliğini yansıtıyor.Milas'ın zirvesindeki bu ören yeri, tarih tutkunu ziyaretçilerini bekliyor.