ALİ ÇALIKOĞLU


Onunla sohbet etmek adeta uzun ve keyifli bir yolculuk oldu bizler için. Her soruda farklı bir pencere aralandı önümüzde. Her pencerede farklı bir öykü, yoğun bir yaşanmışlık karşıladı bizi. Biraz iş, biraz ekonomi, biraz aile, eğitim, spor ve bolca başarı…

Geleneksel Bodrum Penceresini eşsiz manzaralara açılan yepyeni bir pencere algısı ile tanıştıran, Bodrum’a değer katan, “başarıya adanmış bir ömrün” dönüm noktaları…

Yarımadada 25 yılı aşkın süre hizmet üreten Çalıkoğlu firmasının kurucusu Ali Çalıkoğlu ile sektör ve özel yaşamına dair bir röportaj gerçekleştirdik. Herkesin kendine pay çıkarabileceğini düşündüğümüz bu samimi sohbeti sizler için kaleme aldık.

Ali Bey bize kendinizi anlatır mısınız?
1964 yılında Antalya'nın Gündoğmuş ilçesinde doğdum. İlkokulu köyümde okudum. Kökenleri Köy Enstitüsü’ne dayanan Öğretmen Okulu’nda yatılı olarak orta ve lise eğitimimi tamamladım. Orada birçok konuda beceri sahibi oldum. 1982 yılında Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye ve Muhasebe bölümünü kazandım. Mezun olduktan sonra memleketimde 1 yıl memurluk deneyimim oldu. 1988'de askere gittim. Askerlikten sonra İstanbul'da 1 yıl özel bir ambalaj şirketinde çalıştım. O yıllarda bekar bir genç olarak İstanbul’da yaşamak zor geldiği için İzmir’e yerleşme kararı aldım. Askerliğimi yaptığım dönemde mali müşavirlik yasası ile ilgili bir karar çıktı. Üniversiteden mezun olunca muhasebe ofisi açabiliyorduk. Ancak askerliğim döneminde bu yasaya ek 2 yıl staj zorunluluğu getirildi. Staj yapmadan muhasebe ofisi açamıyordunuz. Mali müşavirler ise, üniversite mezunu stajyere daha fazla para ödememek için ticaret lisesi öğrencilerini tercih ediyorlardı. İzmir’de 4 ay işsizliğin ne demek olduğunu deneyimleme durumum oldu. Üniversiteden yeni mezun olan bir genç olarak işsizliği deneyimlemek çok zor olmuştu. 90’lı yılların sonunda yolum İzmir'de bölge distribütörü olan bir PVC firması ile kesişti. Plastik doğrama terimini ilk kez duyduğum bu firmada 4 yıl yöneticilik yaptım. Sistemli ve özverili bir çalışma ortamı vardı. Benim için adeta 2. üniversite oldu. 4 yılın ardından kendi işimi kurmaya karar verdim. Çalıştığım firmanın Bodrum'a bayilik verme durumu söz konusu olunca tercih ettiğim ilk yer Bodrum oldu. Bodrum'a taşınmak o zamanlar için çok cesur bir karar değil miydi? Kesinlikle cesur bir karardı. Bodrum o dönemlerde inşaat sektöründe gelişme gösteren bir bölgeydi. Geleceğe dönüp baktığımızda disiplinli bir firmanın Bodrum'da iş yapabileceğini düşündük. 1995'ten 2000 yılına kadar İzmir'deki firmanın Bodrum bayisi olarak hizmet verdik.

PVC’den Alüminyum doğramaya geçiş nasıl oldu?
Eskiden ''Bodrum Penceresi'' diye bir tabir bulunmaktaydı. Bunlar küçük ebatlarda yaz aylarında fazla güneş almayan, kış aylarında da ısı kaybını azaltan pencerelerdi. Teknoloji geliştikçe daha büyük ebatlarda doğramalar yapılmaya başlandı. İnsanlar artık Bodrum'da manzara satın almaya başladılar. Bu sebeple evlerinde panoromik manzaraları kapatmamak için daha geniş pencereler tercih etmeye başladılar. Alüminyum doğramada daha fazla seçenek bulunuyor ve evlere estetik bir değer katıyor. Çalıkoğlu olarak Bodrum'da PVC ve alüminyum doğrama konularında çok sayıda önemli projeye imza attık.

Alüminyum doğramanın tercih edilmesinin ardından firmanız inşaat sektöründe de hizmet vermeye başladı. Bu yatırım kararını nasıl aldınız?
Ana faaliyet kolumuz doğrama. İnşaat sektöründe pvc doğrama konusunda, üretim ve montaj anlamında müteahhitleri çok rahatlattık. Bodrum bir turizm merkezi. İnşaat yasaklarının da etkisi ile kısa sürede üretiminizi tamamlayıp, satışa sunmanız gerekiyor. Son aşamada evlere bizler gireriz. Gecikme olması durumunda iskan alınamaz, satışa çıkarılamaz vb. aksamalar yaşanabilir. Bu süreçte iş disiplinimiz ile inşaat sektörüne büyük katkımız olduğunu düşünüyorum. İnşaatın bir şekilde içindeydik. Farklı bir alana yönelme şansımız yoktu. Partner olduğumuz ve beraber yol aldığımız firmalarında teşviki ile inşaat sektörüne adımımızı attık. Çalıkoğlu’nu firma olarak sektörde farklı kılan nedir? PVC doğramaya 1995 yılında başladık ve hala devam ediyoruz. 2006 yılından buyana alüminyum doğrama da yapıyoruz. Cam balkon, cam korkuluk sistemleri, gölgeleme sistemleri, güneş tenteleme sistemleri ile ısıtma ve soğutma sistemlerinde enerji tasarrufuna yönelik özel hizmetler sunuyoruz. Bizi farklı kılan müşteri memnuniyetidir. Müşterilerimiz ile empati kurar, söz verdiğimiz gibi randevularımıza zamanında gider, işimizi teslim ederiz. Bu noktada sermayemiz yalnızca şahsiyetimiz ve güvenilirliğimizdir. Zamanında iş teslimi kuruluşumuzdan buyana hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir husus. Öyle ki iş tesliminde gün bazlı değil söz verdiğimiz saatte montajımızı mutlaka tamamlıyoruz.

Türkiye'nin en önemli sorunu işsizlik ve maalesef kaliteli çalışan bulmakta zor. Çalıkoğlu olarak Bodrum'da kalifiye elemana ulaşmak gibi bir sorununuz var mı?
Son dönemlerde işsizlik bildiğim kadarıyla %12’leri geçti. Günümüzde işsizlikten ziyade iş beğenmeme, tembellik baş göstermeye başladı. Kalifiye eleman ihtiyacımız hep var. Bu konuda gereken adımlar maalesef atılmıyor. Eğitim sistemimizden dolayı çıraklık diye bir kurum kalmadı. İşi bilmeyen bir elemanı alıp kendi bünyemizde yoğurup yetiştirmeyi tercih ediyoruz. Maalesef bir şekilde öğrenilen yanlış bilginin telafisi kesinlikle daha zor oluyor. O sebeple doğruyu bizim sistemimizde, bizim bünyemizde uygulayarak öğrensinler istiyoruz. Çatımız altında yetişen arkadaşlarımız zaman içerisinde usta oluyor, sonrasında bizden ayrılarak kendi işletmelerini kuruyorlar.

Usta-çırak öğretisi… Sizin çıraklık döneminizden bahseder misiniz?
Öğrenmeye hala devam ediyoruz. Hala çırağız biz. Çünkü teknoloji çok hızlı ilerliyor. Hizmet ürettiğimiz sektörde de çok hızlı teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Yenilikleri özellikle yurt içi yurt dışı fuarlara katılarak takip etmeye gayret gösteriyoruz. Bu sebeple hala çırağız.

Üye olduğunuz STK'lar var mı? Destek verdiğiniz Sosyal Sorumluluk projelerinden bahseder misiniz?
Bodrum yarımadasında özellikle Turgutreis ve çevresindeki eğitim kurumlarının doğramalarını ihtiyaç doğrultusunda bedelsiz olarak değiştiriyoruz. Bunun yanında AKUT'a destek veriyoruz. Sivil toplum anlamında “Bodrum'da Yaşam Vakfı”nın kurucularındanım. Bodrum aşığı insanların son demlerini Bodrum'da mutlu bir şekilde geçirebilecekleri güzel bir projemiz var. Vakıf 1 yıl önce kuruldu. Değerli kurucu üyeleri var. Aktif ticaret hayatımızdan dolayı içlerinde en az ilgilenenler bizleriz. Kesinlikle onur duyduğum bir proje. Bunun yanısıra engelliler okulunda çalışmalarımız oldu. Basket potası olmayan köy okullarına bu hizmeti ulaştıran çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Kendinizi 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz? Emekli olmak istiyorum. İşin esprili kısmı bir yana, yine müşterilerinin güvendiği ve tercih ettiği bir firma olarak bu konuda kendimizi daha da geliştirmek istiyoruz. En önemli unsur müşterimiz ve bize gösterdikleri teveccüh. Pazarlaması olmayan bir firmayız. Bizim pazarlamamızı müşterimiz yapıyor. Referans ile iş yapıyoruz diyebilirim.

Nelerden ilham alır, ne okur, neyi takip edersiniz?
Bodrum'da 2015 yılında Fenerbahçeliler Derneğini kurduk. Genelde son dönemlerde Türkiye ile ilgili güncel konuları işleyen kitaplar okuyorum. Efor gerektiren sporlardan astım rahatsızlığım sebebiyle uzak duruyorum ancak haftanın 3 günü aksatmadan crossFit yapıyorum. Keşkeleriniz var mı hayatta? Keşke böyle olmasaydı dediğiniz bir öykü… Bizim çocukluğumuz çok zor geçti. Bağkur emeklisi bir babanın 7 evladından biriyim ben. Çocukluktan gençliğe geçişimiz Türkiye’nin 70’li yıllarına denk geldi. O dönemin kaos ortamından dolayı lise yıllarımız çok sıkıntılıydı. O günler hafızamızda kötü bir anı olarak kaldı. Keşke o günleri yaşamasaydık. Bir de bir daha dünyaya gelsem kesinlikle aşçı olurdum. Et yemeklerinde özellikle karides güveçte oldukça iddialıyım. Üniversite yıllarından bu yana fırsat buldukça mutfağa girerim.

Bütün bu koşuşturma içerisinde ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?
Ali Bey gülümseyerek en doğru cevabı eşim ve çocuklarım verebilir diyor.

Sohbetimiz boyunca bize eşlik eden eşi Selma Hanım’a yöneltiyoruz bu kez sorularımızı.

Nasıl bir eş, nasıl bir babadır, paylaşır mısınız bizimle?
Ali, bir kadının hayatı boyunca isteyebileceği tüm özelliklere sahip bir eş. İnce ruhlu, düşünceli, eşini ve çocuklarını yoğun iş temposuna rağmen mutlu edebilen, eşitlikçi ve verdiği sözü tutan bir insandır. Çocuklarına karşı her zaman çok ilgili ve anlayışlıdır.
Evin en küçüğü Mehmet lafa atlıyor ve biraz mahcup babasını çok sevdiğini paylaşıyor bizlerle.