Bodrum Nereden Nereye...


“Bodrum, çok kısa sürede büyüdü, gelişti ve gözde bir yaşam merkezi haline geldi. Sosyokültürel, ekonomik, mimari yapısıyla değişimi en hızlı yaşayan bölgelerden biri olmayı da başardı.”

Ömrünün büyük bir kısmını Bodrum'da geçiren yazar Cevat Şakir dizelerinde çok sevdiği sahil kasabasına o eşsiz sözleri ile değinmiştir. “Yokuş başına geldiğinde Bodrum'u göreceksin, sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin, senden öncekiler de böyleydiler, akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler.” Bu söz yazıldığı dönem için tam anlamıyla Bodrum'un mevsimlik göç alan yazlık bir tatil beldesi olduğunun belgesi niteliğindedir. Küçük pansiyonlar, irili ufaklı birkaç alışveriş merkezi, her biri asfalt yola bağlanan toprak yolları, neredeyse 3'te 1'i denizi gören küçük beyaz evleri, sakin trafiği, yaz aylarında hareketlenen daracık sokakları, plajları ve dingin doğası ile Bodrum, Halikarnas Balıkçısı'nın dizelerine konu olmak için son derece uygun bir zemine sahipti. Evler yazlık konseptlerde tasarlanıyor, uzun soluklu oturmayı planlayanlar yaz kış oturabilecekleri daha büyük ev arayışlarına giriyordu.

Son yıllarda Türkiye'de nüfusu kısa süre içinde en çok artan bölgelerin başında Bodrum geliyor. Bodrum'u cazibe merkezi haline getiren birçok etken mevcut. Bunların başında şehir hayatının yorucu ve kasvetli ortamından bunalan kitlelerin sakin bir yaşam arayışına girmeleri geliyor. Popüler kültürün dayattığı doğal yaşam, kırsala göç propagandası Bodrum'un itibarını iki katına çıkardı. Şehirlerden göç etmek isteyen insanlara yaşam alanı olarak sunulan rota özellikle Bodrum oldu. Çağımızın en büyük pazarlama stratejisi olan doğal yaşam, şehrin gürültülü, kasvetli yaşantısından, trafiğinden yılmış, betonarme yapılarından bunalmış insanların Bodrum'a daha cazip bakmasına sebep oldu. Bu pazarlama stratejisi kitleleri Bodrum'a sürüklerken, yeni yatırım alanları arayan birçok firmanın da iştahını kabarttı. Bundan en karlı çıkan firmaların başını Bodrum'un silüetini değiştiren projeleri ile inşaat firmaları aldı. Yalıkavak Palmarina ve hedef kitlesine bakacak olursak firmaların yatırımları ile Bodrum’daki belli bir kesimin profili, kendini en iyi burada resmediyor. Ayrıca konaklayan insan sayısındaki artışa paralel olarak konutlar yaz kış oturmaya elverişli daha büyük ve modern şekillerde inşa edilmeye başlandı. Konut projelerinde artık ihtiyaca yönelik ve kullanışlı olan yapıların tasarımları ön plana çıktı. Eskiye kıyasla konut edinebilme potansiyeli de zayıfladı. Artan talep, konut fiyatlarında inanılmaz bir yükselişe sebep oldu ve Bodrum'da ev sahibi olabilmenin sınırını hayale dayandırır hale getirdi. Kiralar ise standardın çok üzerine çıkmakta geç kalmadı. Yerli halkın geçim kaynakları, turizm, süngercilik, mandalina ve zeytin başta olmak üzere tarıma dayanırken hızlı bir biçimde artan yerleşim Bodrum'da alternatif sektörler yaratarak ekonomik kaynaklarını da artırdı. Şehirlerden göç eden ve hala çalışmaya devam edenler için her ne kadar mesleki kollar bakımından kısır bir bölge olsa da, Bodrum yıldan yıla artan büyüme hızı ile gelişmesini sürdürmeye devam etmekte. Belki de kısa zaman içinde özellikle kentli zenginlerin ve emeklilerin rağbet edip yerleştikleri ilçe bundan sonra daha genç ve dinamik kitlelerin iş imkanları dolayısıyla tercih ettikleri bir yaşam alanı haline gelecektir.

Hızlı büyüme ve gelişme gösteren yapısı buna elverişli olursa Bodrum mevsimlik bir cazibe alanı olmaktan çıkar. Çok kısa sürede büyüme gösterip yaz aylarında bir milyonu aşan nüfusundan tutun, kış aylarında dahi otopark sorunu yaşayacak bir Bodrum'dan söz ediyoruz. Zamanla belki de sadeliği, sessizliği ve doğal yapısı sebebiyle Bodrum'u tercih edip yerleşen bir takım insanlar hızla kalabalıklaşan Bodrum'dan gitmek isteyeceklerdir. Çünkü bir anda artan nüfus ile Bodrum; gelişen, büyüyen, modernleşen, entellektüel birikimini arttıran bir bölge olmanın yanında farklı olgularla da karşılaşmaya başladı. Örneğin yakın bir zamana kadar çokta şikayet edilmeyen trafik yaz aylarında doruklara ulaşıp kış aylarında da yoğunluğu devam edecek şekilde Bodrumlular'ın yaşamının bir parçası haline geldi. İnsanların bir çoğundan “Bodrum küçük İstanbul oldu” şikayetlerini duyabiliyorsunuz. Şehirden kaçıp gelirken, şehir yaşamının zorluklarını da beraberinde getiren kalabalık gruplar burada kendilerini muhtelif zamanlarda şehre terkettiklerini zannettikleri şikayetlerin merkezinde bulabiliyorlar.

Plaj işletmelerinin pahalılığından da söz etmeden geçmemek gerekiyor;

Şezlong kiralamak, plaj işletmelerinde atıştırmak Bodrum'da lükse giriyor. Bu işletmeler için umuyoruz ki düzenli tedbirler alınır ve Bodrum'un adı, magazin sayfalarının “beachlerde 75 tl'lik lahmacun” haberleri başlıklarından duyulmaz. Ayrıca yerli ve yabancı turisti; tatilciyi küstürmek en çok Bodrum'u ve Bodrum esnafını zedeleyecektir.

“Bodrum’da sokaktan insan manzaralarına yenileri eklendi.”

2011 yılından itibaren artan mülteci göçleri ile Avrupa’ya kaçmak isteyen mülteciler transit geçişlerini özellikle Bodrum üzerinden sürdürürken sokaklara yeni dramlar eklediler. Örneğin; Yunan adalarına kaçarken bedeni Akyarlar sahiline vuran mülteci çocuk Aylan Kurdi ile Bodrum, dünya basınında mülteci krizi başlığıyla gündeme oturdu. Peki göçemeyenleri Bodrum nasıl ağırladı, sorunla başa çıkabildi mi, çözüm üretebildi mi? Bu da başlı başına bir konu olarak ele alınıp değerlendirilmeli. Zira kalanlar artık Bodrum'un yansıyan bir diğer yüzü olacaklar.

Bodrum'un ilerleyen zamanlarda değişim ve gelişimini hangi noktalara taşıyacağını hep birlikte göreceğiz. Türkiye'nin gözde yaşam merkezi Bodrum; doğal güzelliklerini yitirmeden hakettiği gelişmişlik düzeyine ulaşır diye umuyor gözlemlerimden yola çıkarak aktardığım yazımda Bodrum'u sizlere nacizane anlatmış olmayı arzu ediyorum.
Nuray Aşula